Radikal 07-06-1998
El yapımı müzik
Embryo, müzik serüvenine 60'larda başladı. Grubun en eski üyesi Christian
Burchard, yaratıcılığın el yapımı enstrümanlarda ve gezmekte yattığına
inanıyor
İSTANBUL - Bu hafta İstanbul'un müzisyen konukları vardı. 30 yıllık
Alman grubu Embryo üç gece üst üste Türkiye'den müzisyenlerle birlikte
Roxy'de konserler verdi. Yıllardır karavanla seyahat edip gittikleri ülkelerin
müzisyenleri ile çalmayı seçen Embryo'nun bu Türkiye'yi ikinci ziyaretiydi.
1978 yılında Almanya'dan Doğu'ya doğru yola çıkan grup seyahet boyunca
kaydettiklerini 'Embryo's Reise' albümünde toplamış ve İstanbul ve Ankara'da
konserler vermişti. Embryo'nun 30 yıllık macerasını grubun en eski üyesi
Christian Burchard ile konuştuk:
"60'lı yıllarda müzik üzerine düşünmeye başladık. Almanya'da aynı Rolling
Stones, Led zeppelin gibi olmak isteyen gruplar vardı. Biz apayrı bir yolda
yürümeye karar verdik. Üniversitelerde sisteme karşı devrimci hareketler
vardı. Bizim ilk konserimiz sanat akademisinde oldu. Öğrenciler okulu işgal
edip, kapıları tutmuştu. Bize "hadi çalın" dediler. Okulun çevresi polis
tarafından sarılmış durumdaydı bu esnada".
O zamanlar politik hareketlerin içindeydiz yani?
Protest şarkılar yaptık ama politik bir grup olma iddiamız yoktu. Troçkistler,
Maoistler, anarşistler bizi konsere çağırdılar. İstedikleri çıkıp ajitasyon
yapmamızdı. Ama biz müzik yapmak, kültürde, müzikte devrimci olmak istiyorduk.
Baader-Meinhof ile yakın oturduk bir ara. Birbirimize gidip gelirdik. Amon
Düül'den Dieter anlattı, Dieter'in evinde Andreas Baader, tartıştıkları
bir konu üzerine sinirlenmiş silahını çekmiş, Ulrike Meinhof araya girmiş..
Bizim sanat anlayışımızı elitist bulurlardı. Biz müzik endüstrisinden bağımsız
olmak için kendi şirketimizi kurup plaklarımızı kendimiz basmaya karar
verdik. Onlar silaha davrandılar. Bütün RAF üyeleri polis tarafından yok
edildi. Faşizmin soldan da sağdan da gelebildiğini gördüm böylece.
Amon Düül, Eloy, Can ve Embryo gibi Alman grupları sizce dünyada neden
yeterince tanınmadı?
Hepsi iyi gruplar. İçlerinden bir tek Can dünyada biraz tanındı. Tangerine
Dream ise elektroniğe yönelince meşhur oldu. Amon Düül örneğin, daima deneysel
ve doğaçlama müziği düşündüler, para kazanmak, şöhret umurlarında olmadı.
Embryo da aynı çizgide yürüdü. Bu da politik bir tavırdır aslında. Klasik
müzikte orkestrayı yöneten biri vardır. Cazda da bir patron vardır ve herkese
ne zaman solo yapacaklarını söyler. Biz de herkes şefti, aynı anda müziğin
oluşumuna katılırdı. Bu yeni bir oluşumdu.
Gezgin bir grup olmayı ve etnik müziklerle yakınlık kurmayı neden istediniz?
Biz bir ülkede yaşamak, olduğumuz yerde durmak istemedik. Bu yolculuklarda
değişik müzisyenler ve müzikler tanıdık ve müziğimizin ne kadar dar olduğunu
anladık. Örneğin Arap müziğinin Avrupa müziğinde olmayan tonları vardı.
Avrupalı müzik teorisine göre yanlıştı. Farklı tonlar, müzik sistemleri
olduğunu gördük böylece dünyada.
Birçok doğulu müzisyen, Batılılar'ın Doğu'ya olan ilgilerini, oryantalist
buluyor. Örneğin Rabih Abau Halil Türkiye'ye konsere geldiğinde bundan
çok yakınmıştı?
Rabih'i yıllar öncesinden tanırım. O zamanlar flüt çalardı ve klasik
müzik hayranıydı. Evinde Mozart, Beethoven posterleri asılıydı. Ud çalmasını
söyledim. Hiç istemiyordu, Arap müziğini de sevmiyordu. Sonradan ikna oldu
.O zamanlar kendisi, kendi müziğine karşı oryantalistti.
1978 yılında da Türkiye'ye geldiniz, konserler verdiniz. Ankara konseriniz
MHP'lilerin saldırısına uğradı. 20 yıl sonra Türkiye'yi nasıl buldunuz?
En çok dikkatimi çeken çok militer bir görüntünün olmasıydı. . Ankara
konseri faşistlerin saldırısı yüzünden yarıda kalmıştı. Şimdi insanlar
daha sakin ve rahat gibi. Ama tüm dünya öyle. İnsanlar modern teknolojinin
nimetleri ve lüksleri ile dolu bir hayat yaşamak ve apolitik olmaktan yanalar.
Televizyonumuz, videomuz, bilgisayarımız ile yapayalnız yaşamalıyız. Bu
gidişat, bu apolitik kuşak çok tehlikeli çünkü totaliter rejimler için
tam bir zemin hazırlanıyor. Almanya'da da böyle. . Fundamentalizm sadece
İslam dünyasında yaşanmıyor. 'Almanya her şeyin üzerinde' diyen faşistler
de fundamentalist.
Türkiye'den tanıdığınız müzisyenler kimler?
Okay Temiz , klarnetci Saffet Gündeğer, Erkan Oğur , Aka Gündüz Kutbay,
Erkin Koray... Türk müziğini ben ilk kez Fas'ta dinledim. Tatyos Efendi'yi
orada duydum
Bunca yıl plak yaptınız, seyahat ettiniz, konser verdiniz. Para kazandınız
mı?
Yaratıcılığımızı geliştirmek bizim için daha önde oldu. İhtiyacımız
kadar para kazanmak bize yetiyor. Biz gezmemiz gerektiğine inandık. Şimdiki
kuşak her şeyi bilgisayar ve televizyondan tanıyor. Internet üzerinde sohbet
etmektense buraya gelip sizinle yüz yüze konuşmayı tercih ederim.
Son dönemin müzikleri, mesela teknoyu nasıl buluyorsunuz?
Tekno kültürü simülasyondur bence. Onlar müzik yapmıyorlar simülasyon
yapıyorlar.. Bizim önümüzdeki aletlere sahip olabilmek, çalabilmek, birlikte
çalabilmek için çok uğraştık. Elektronik aletlerle yapılan müzikler bana
yaratıcı gelmiyor. Gezmeyi seviyorum ve el yapımı müzik ile ilgileniyorum
ben. Ama bu benim mantığım tabii.