Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Rock Yazıları (Radikal Gazetesi 2001)

Kültürü kendi arzu ettiğimiz şekilde yeniden yarattık
DAVID BOWIE *
Düşününce, elbette glam rock çok eğlenceliydi. Hatta ilk başlarda komikti, birkaç yıl sonra ise daha ciddi ve tahmin edilebilir bir hal aldı. Postmodern bağlantılar, şifreler, bu gibi saçmalıklar. Ya şimdi? Şimdi yine komikleşti glam ama biraz yamalanarak. Hâlâ biraz allığın kadınlara çekici geldiğini söyleyen benim gibi bilmişlerden etkilenen maço inşaat işçilerinin lateks taytları çekip caddelerde piyasaya çıkmalarını hatırlayıp gülüyorum. Söylediklerimde doğruluk payı vardı elbet, ama ben ve Roxy Music gibileri için rimel, rock'ın kocaman enkazlarını ve batık mallarını kurtarmaya yarayan bir araçtı sadece. Japon Kabuki sanatı, Dada, Dietrich, Riefenstahl, Piaf ve futurizm, ya da yazar Barney Hoskyns'in deyimiyle "zarif belirsizlik". Konser sonrası fuayenin barında bira içmek bize göre değildi.
Çok gerekli bulduğumuz gösterişin ve abartının doruklarında olduğumuzdan bize hakaret eden kurnazlar için ulaşılmazdık. Burroughs, Brecht, Baudelaire gibi ağır topların isimleri konuşmalarımızda geçer geçmez daha ince bir atmosferi soluklama arzusuyla manasızca Warhol ve Wittgenstein'ı karıştırırdık araya; aynı anda yapısöküme uğrayıp yeniden yapılanan bir pop kültür yarattık.
Biraz geri gideyim. Gösteriş, ya da 1978'de Eno'yla kendimi içine soktuğum "gösteriş ekolü", her şeyi kapsayan bir kategoriydi. 1970'te The Dice Man, Warhol'ün yassılaştırdığı kültür, Derrida ve Foucault'un break dansları gerçekliğin kesinliği nosyonunu bütünüyle değiştirdi. Şeylerin tarihini eğitim sisteminin ve medyanın bize sunduğu şekliyle ciddiye almak imkansız hale geldi. Bildiğimiz her şey yanlıştı. Postmodernizmin azizi Burroughs yıllardır insanların aklını bu yolda çelmişti. Sonunda özgür olarak -ya da denizde küreksiz kalarak-, kendimize kültürü kendi arzu ettiğimiz şekliyle yeniden yaratma iznini verdik: Kocaman muhteşem ayakkabılarla.
Peki illa da ısrar ediyorsanız: Marc Bolan olmadan atılım yapamazdık. O bize kapıyı açtı. Fakat asıl muhteşem olan onun olayı tam kavrayamamış olmasıydı. O satenleriyle bir tür glam'e giriş örneği sergilerken biz kulislerde ileri glam çalışmaları yapıyorduk. Ama her şeye rağmen Bolan müthişti.
Amerikalılar sinir bozucu bir şekilde bu kısa süren dönemi kendilerine maletmeye çalışıyorlar; aynı punk ve televizyon için yaptıkları gibi. Evet, biz de Amerikan underground müziğini seviyorduk ama Londra sokaklarında kendi "Huysuz Virjin"lerimiz ve uyuşturucularımız mevcuttu, teşekkürler.
Ayrıca Otomatik Portakal, Lindsay Kemp, Berlin ve Fritz Lang, George Orwell ve Nietzsche, kirpi saç kesiminden ve renklerinden yüzde yüz sorumlu Kansai Yamamoto, ve Mishima'nın gay ordusu vardı bizim arkamızda. Bir daha traşlı kaşı kimin çıkardığıyla ilgili New York'tan çıkma kendini beğenmiş bir yorum okursam sanırım kusacağım.
Gerçek olan şu ki, New York'lu bebekler bütün ihtişamlarıyla sadece lameye bürünmüş Rolling Stones olabildiler. Amerikalılar yürekten saf ve asil insanlardır, onlar için sadece siyah ve beyaz vardır. Oysa biz Britanyalılar gri bölgelerde takılmayı severiz. Biraz rock yapar, biraz da kıs kıs güleriz.
İngiliz glam rock'u hiçbir zaman orta Amerika'da tutunamadı. Öncesinde ve sonrasında Alice Cooper ve Kiss tarzı bol giyotinli, havai fişekli ve metalli "maço" glam'le kuşatıldık. O çocukların cinsel tercihleri konusunda yanılmak imkansızdı. "Erkekliğe dokundurmayız, bizde belirsiz hiçbir şey yok" diye bağırıyorlardı. Ohio'nun erkeklerinin ruj sürmesini kabullenmesinin tek yolu buydu. Biz yumuşak kuğular da burnumuzu kıvırarak kulislere süzülmeyi tercih ettik. New York ve Los Angeles'ta ortalığı dağıttığımız birkaç an da olmadı değil aslında.
Size bütün o küpelerinizi bir araya getirip bir zincir oluşturarak kendinizi 1975'in sarsıntılarına zincirlemenizin yolunu göstereceğim. İhtiyacınız olan şeyler havada bir burun, tacize uğramış kirpi şeklinde bir saç modeli ve "anarşi" sözcüğünü telaffuz edebilme yeteneği. Ben mi? Ben Berlin'e kaçıyorum mersi.
* (David Bowie'nin yazısı The Guardian'dan çevrildi.) Z.A.